selin's profileblack pearl celinePhotosBlogListsMore Tools Help

Blog


    February 07

    O BANA BENİM ONA BAKTIĞIM GÖZLE BAKMIYORRR!!

    :::O Bana Benim Ona Baktığın Gözle Bakmıyor ::::
    10. Sınıf

    İngilizce dersinde yanımda bir kız oturuyordu onun için 'benim en iyi arkadaşım'
    diyordum... ben onun ipek gibi saçlarınına bakıp onun benim
    olmasını istiyordum... ama o bana benim ona baktığım gözle bakmıyordu bunu
    biliyordum, dersten sonra kalktı ve geçen gün sınıfta olmadığı için
    günün notlarını istedi ona notları verirken bana teşekkür etti ve yanağımdan
    öptü. Onu sadece arkadaş olarak istemediğimi bilmesini istiyordum, onu çok
    seviyordum ama söyleyemiyordum nedenini bilmiyorum ama çok utanıyordum...

    11. Sınıf

    Telefonum çaldı, arayan oydu ve ağlıyordu bana aşkın nasıl kalbini kırdığını
    anlattı, beni evine çağırdı, yalnız kalmak istemediğini söyledi,bende
    tabiki gittim, koltuğa, onun yanına oturdum, güzel gözlerine bakmaya başladım ve
    onun benim olmasını diledim, 2 saat sonra Drew Barrymore'un bir filmi başladı ve
    onu izledik filmi izledikten sonra uyumaya karar verdi, bana herşey için
    teşekkür etti ve yanağımdan öptü. Onu sadece arkadaş olarak
    istemediğimi bilmesini istiyordum, onu çok seviyordum ama söyleyemiyordum
    nedenini bilmiyorum ama çok utanıyordum...

    Son Sınıf

    Mezuniyet balosundan birgün önce yanıma geldi ve 'çıktığım çocuk hasta ve
    partiye gelemicek' dedi, benimde çıktığım biri yoktu ve 7.sınıfta
    birbirimize söz vermiştik eğer çıktığımız biri olmazsa partilere birlikte
    gidicektik, 'en iyi arkadaş' olarak. Ve partiye birlikte gittik,o akşam çok
    güzeldi, her şey yolunda gitti, partiden sonra onu evine kapısının önüne kadar
    bıraktım, kapının önünde ona baktım o da bana o güzel gözleriyle gülümseyerek
    baktı. Onun benim olmasını istiyordum...ama o bana benim ona baktığım gözle
    bakmıyordu bunu biliyordum, bana 'hayatımın en güzel zamanını
    geçirdiğini' söyledi ve yanağımdan öptü. Onu sadece arkadaş olarak istemediğimi
    bilmesini istiyordum, onu çok seviyordum ama söyleyemiyordum nedenini bilmiyorum
    ama çok utanıyordum...
    Günler, haftalar, aylar geçti ve mezuniyet günü geldi çattı... Sürekli onu
    izledim onun mükkemmel vücudunu seyrettim. Diplomasını almak için sahenye
    çıkarken sanki havada süzülen bir melek gibiydi.Onun benim olmasını
    istiyordum... ama o bana benim ona baktığım gözle bakmıyordu bunu
    biliyordum.Herkes evine gitmeden önce yanıma geldi ve ağlayarak bana sarıldı
    sonra başını omzuma koydu ve 'sen benim en iyi arkadaşımsın, teşekkürler' deyip
    yanağımdan öptü. Onu sadece arkadaş olarak istemediğimi bilmesini istiyordum,
    onu çok seviyordum ama söyleyemiyordum nedenini bilmiyorum ama çok utanıyordum

    Aradan yıllar geçti...

    Bir kilisedeyim ve o kızın nikahını izliyorum...evet artık evleniyordu,onun
    'evet, kabul ediyorum' demesini,yeni hayatına girmesini izledim,başka bir adamla
    evli olarak. Onun benim olmasını istiyordum...ama o bana benim ona baktığım
    gözle bakmıyordu bunu biliyordum. Yeni hayatına girmeden önce yanıma geldi ve
    'nikahıma geldin teşekkürler' deyip yanağımdan öptü. Onu sadece arkadaş olarak
    istemediğimi bilmesini istiyordum, onu çok seviyordum ama söyleyemiyordum
    nedenini bilmiyorum ama çok utanıyordum...

    Yıllar çok çabuk geçti...

    Şu an benim bir zamanlar en iyi arkadaşım olan kızın tabutuna bakıyorum,
    eşyaları toplanırken lise yıllarında yazdığı günlüğü ortaya çıktı...
    Hemen günlüğünü aldım ve günlükte okuduğum satırlar şöyleydi... 'Onun gözlerine
    bakarak onun benim olmasını diledim... ama o bana benim ona
    baktığım gözle bakmıyordu bunu biliyordum. Onu sadece arkadaş olarak
    istemediğimi bilmesini istiyordum, onu çok seviyordum ama söyleyemiyordum
    nedenini bilmiyorum ama çok utanıyordum.Keşke bana beni sevdiğini söyleseydi.

    Hayatta hiç bir şey için geç kalmayın sevdiğinizi söyleyin. Her ne pahasına
    olursa olsun. Bu onu kaybetmekte olsa.....

    TUZLU KAHVE

    Kiza bir partide rastlamisti.. Harika birseydi. O gün pesinde o kadar delikanli vardi ki.. Partinin sonunda kizi kahve içmeye davet etti.
    Kiz parti boyu dikkatini çekmeyen oglanin davetine sasirdi, ama tam bir kibarlik gösterisi yaparak kabul etti. Hemen kösedeki sirin kafeye oturdular. Delikanli öyle heyecanliydi ki, kalbinin çarpmasindan konusamiyordu. Onun bu hali kizin da huzurunu kaçirdi.. "Ben artik gideyim" demeye hazirlanirken, delikanli birden garsonu çagirdi..
    "Bana biraz tuz getirir misiniz" dedi.. "Kahveme koymak için.."
    Yan masalardan bile saskin yüzler delikanliya bakti..
    Kahveye tuz!..
    Delikanli kipkirmizi oldu utançtan, ama tuzu kahvesine döktü ve içmeye basladi. Kiz, merakla "Garip bir agiz tadiniz var" dedi..
    Delikanli anlatti:
    "Çocukken deniz kenarinda yasardik. Hep deniz kenarinda ve denizde oynardim. Denizin tuzlu suyunun tadi agzimdan hiç eksilmedi. Bu tatla büyüdüm ben.. Bu tadi çok sevdim. Kahveme tuz koymam bundan. Ne zaman o tuzlu tadi dilimde hissetsem, çocuklugumu, deniz kenarindaki evimizi ve mutlu ailemi hatirliyorum. . Annemle babam hala o deniz kenarinda oturuyorlar.. Onlari ve evimi öyle özlüyorum ki.."
    Bunlari söylerken gözleri nemlenmisti delikanlinin.. Kiz dinlediklerinden çok duygulanmisti.
    Içini bu kadar samimi döken, evini, ailesini bu kadar özleyen bir adam, evi, aileyi seven biri olmaliydi. Evini düsünen, evini arayan, evini sakinan biri.. Ev duyusu olan biri..
    Kiz da konusmaya basladi.. Onun da evi uzaklardaydi.. Çocuklugu gibi.. O da ailesini anlatti. Çok sirin bir sohbet olmustu.. Tatli ve sicak.. Ve de bu sohbet öykümüzün harikulade güzel baslangici olmustu tabii.. Bulusmaya devam ettiler ve her güzel öyküde oldugu gibi, prenses, prensle evlendi. Ve de sonuna kadar çok mutlu yasadilar. Prenses ne zaman kahve yapsa prensine içine bir kasik tuz koydu, hayat boyu.. Onun böyle sevdigini biliyordu çünkü.. 40 yil sonra, adam dünyaya veda etti.
    "Ölümümden sonra aç" diye bir mektup birakmisti sevgili karisina.. Söyle diyordu, satirlarinda..
    "Sevgilim, bir tanem..
    Lütfen beni affet. Bütün hayatimizi bir yalan üzerine kurdugum için beni affet. Sana hayatimda bir tek kere yalan söyledim.. Tuzlu kahvede.. Ilk bulustugumuz günü hatirliyor musun?.Öyle heyecanli ve gergindim ki, seker diyecekken 'Tuz' çikti agzimdan.. Sen ve herkes bana bakarken, degistirmeye o kadar utandim ki, yalanla devam ettim. Bu yalanin bizim iliskimizin temeli olacagi hiç aklima gelmemisti. Sana gerçegi anlatmayi defalarca düsündüm. Ama her defasinda korkudan vazgeçtim.
    Simdi ölüyorum ve artik korkmam için hiçbir sebep yok.. Iste gerçek.. Ben tuzlu kahve sevmem. O garip ve rezil bir tat.. Ama seni tanidigim andan itibaren bu rezil kahveyi içtim. Hem de zerre pismanlik duymadan. Seninle olmak hayatimin en büyük mutlulugu idi ve ben bu mutlulugu tuzlu kahveye borçluydum. Dünyaya bir daha gelsem, herseyi yeniden yasamak, seni yeniden tanimak ve bütün hayatimi yeniden seninle geçirmek isterim, ikinci bir hayat boyu daha tuzlu kahve içmek zorunda kalsam da.."
    Yasli kadinin gözyaslari mektubu sirilsiklam islatti.
    Lafi açildiginda birgün biri, kadina "Tuzlu kahve nasil bir sey" diye soracak oldu..
    Gözleri nemlendi kadinin..
    "Çok tatli!.." dedi..

    KENDİNE İYİ BAK

    Kendine iyi bak" bir "veda" degil "elveda" cümlesidir çogu zaman. O üç
    kelimeden çok daha fazlasini gizler içinde...
    "Kendine iyi bak. Çünkü bundan sonra ben yaninda olmayacagim. Olamayacagim.
    Istesem de istemesem de. Sevdim bir zamanlar seni, hala seviyorum ve benden
    sonra da mutlu olmani istiyorum. Olurda bir gün dönersem seni iyi bulmak
    istiyorum."
    "Kendine iyi bak. Çünkü bundan sonra kendinden baskasi olmayacak yaninda
    sana bakacak. Ben olmayacagim. Kendine iyi bak ve beni düsünme. Çünkü ben de
    seni düsünmeyecegim artik. Arama sakin beni, yazma, çünkü ben yazmayacagim.
    Sil beni yüreginden, çünkü ben silecegim. Fakat, yasanilan, paylasilan güzel
    seyler hatirina sana yürekten mutluluklar diliyorum. Ve ben bir daha
    dönmemek üzere gidiyorum."
    "Kendine iyi bak. Aramizda geçen herseye ragmen benden sonra iyi oldugunu
    bilmeyi tercih ederim. Aslinda bilmem çok önemli degil, iyi oldugunu
    varsayacagim ben. Seni bir daha asla görmemek üzere gidiyorum ben, seni
    kendinle basbasa, yapayalniz birakiyorum ben. Biliyorum kendini birakacaksin
    benden sonra, o yüzden iyi bak diyorum. Aslina bakarsan, çok da fazla
    umursamiyorum."
    Kendine iyi bak, derler ve giderler. Tutkuyla sevenler, bazen birden fazla
    söylerler bunu. Çünkü onlari ayirmak, eti tirnaktan ayirmak gibidir. Kolay
    kolay kopamaz onlar, süreç çok aci vericidir, yürek parçaliyicidir. Her
    seferinde azalan umutlarla geri döner ve yine "Kendine Iyi Bak" gözleriyle
    ayrilirlar. Ta ki umut da, sevgi de tükeninceye kadar..
    *Taki son elveda mezar sessizligine bürünüceye kadar*

    Tutkunun ötesinde sevenler, bir kez "Kendine Iyi Bak" derler ve giderler.
    Onlar eti tirnaktan ayirmak yerine ölümü yeglerler. Onlar bu aciyi bir
    kezden fazla kaldiramayacaklarini bilirler.
    Kendine iyi bak, derler ve giderler. Bu sözlerin içinde ihanet yok, hiç bir
    zaman olamaz derler ve giderler. En büyük ihanet degil midir aslinda seni
    seveni, ihtiyaci olani yüzüstü birakip gitmek.

    Kendine iyi bak, derler ve giderler. Seni suskunluga mahkum edip giderler.
    Seni parçalara ayirip, en büyük parçayi yanlarina alip giderler. Seni senden
    alip giderler. Daha kötüsü suçlayamazsin onlari tüm bunlar için. Kendine
    iyi bak deyip gidenin geçerli bir nedeni vardir elbet. Suçlatmaz kendini.
    Savasmadiklari için kizarsin ama suçlayamazsin. Savasmislarsa, yenildikleri
    için kizarsin ama suçlayamazsin.
    *Yenildigin için kizarsin ama suçlayamazsin*
    Ayriligin kaçinilmazligina inandirir seni, kendine iyi bak, derler ve
    giderler. Elinden umutlarini, düslerini, sevgilerini alip giderler. Bir tek
    anilari birakirlar geride, bir de hatirladikça gözyaslarina bogulasin diye
    unutulmayan nagmeler. Arkalarina bakmadan çekip giderler eger yalniz
    kalmissan, çünkü insafsizliklarini görmek istemezler. Hersey o saniye orada
    bitsin, kapansin bu sayfa isterler.
    "Bitti" diyemedikleri için , kendine iyi bak derler.
    "Kirildim ve affedemiyorum" diyemedikleri için kendine iyi bak derler.
    "Seni istemiyorum artik, hayatimdan çikaracagim ama bil ki hiç
    unutmayacagim" diyemedikleri için kendine iyi bak derler.
    "Biliyorum çok kanayacaksin ama daha iyisini yapamiyorum" diyemedikleri için
    kendine iyi bak derler.
    Vicdanlarini rahatlatmak için kendine iyi bak derler, çünkü o kan uzun süre
    akacaktir ve o yara asla kapanmayacaktir,
    bilirler.
    Kendine iyi bak bir noktadir çogu zaman. Kendine iyi bak deme bana, sadece
    kötülükler noktalansin isterim ben. Oysa sen iyisin....
    *Sen gözümdeki isik, dudagimdaki tebessüm, sen içimdeki sevinçssin. Sen
    hayatima renk katan, sen yüregimdeki çarpinti, sen hayatimdaki nesesin. Sen
    yolumu aydinlatan, sen dert ortagim, sen gönül yoldasim, sen bir tanesin.
    Kendine iyi bak deme bana. Nokta koyma. Keske böyle yasanmasaydi bazi
    seyler, keske affedebilsen beni, keske ben de affedebilsem.. Keske
    döndürebilsek zamani geriye. Keske bugünkü aklimizla yasasak herseyi bastan.
    Nafile...Ama yine de, gitmesen olmaz mi? Bitmesek olmaz mi? Sen eksikken,
    ben nasil tam olurum? Senden kalan boslugu kimlerle doldururum? Savassak
    aramiza giren seytanla olmaz mi? Hani büyük asklar her türlü engeli asardi,
    hani gerçek dostluklar her sinavi geçerdi, hani sevgi eninde sonunda
    kazanirdi? Hani hayatta hiç kirlenmeyecek degerler vardi? Hani en büyük
    zaferler, en kanli savaslarin ardindan kazanilirdi? Bunlarin hepsi yalan
    mi?... Sahiden..., gitmesen olmaz mi? Bitmesek olmaz mi? Peki o zaman...
    Senin istedigin gibi olsun... Öyleyse...Sen de "Kendine Iyi Bak."*

    KÜÇÜĞÜMMM

    KÜÇÜĞÜM
    Ayni sokakta oturuyorduk
    Her gün bir kizla geliyordu eve
    Adi ESRARENGIZDI
    Herkes onun hakkinda
    Farkli seyler söylerdi.
    Fakat kimse gerçegi bilmezdi
    Kirli sakallari vardi.
    Yesil gözlü esmerdi
    Mahallenin kizlari hayrandi ona
    Bense nefret ederdim
    Hiç kimseyle konusmaz
    Sadace gelir geçerdi
    Birgün onunla yolda karsilastik
    Çok güzel bir yüzü vardi
    Bana gülümsedi
    Sasirdim
    Ama yinede onu sevmiyordum.
    Fakat o çok farkliydi
    Gece boyunca lambasi yanardi
    Uyumak yerine onun evini seyrediyordum,
    Onu sevmedigim halde her seyiyle ilgileniyordum.
    Yavas yavas onu gözlemeye basladim
    O an anladim ki
    Hep kendimi kandirmisim
    Ona karsi hissetigim sey sevgiymis
    Artik o eve gelmeden uyuyamiyorum.

    Yanina gelen kizlari kiskanirdim
    Herkes onun kötü oldugunu söyleyince
    Hep onu savunurdum,
    Onunla karsilasmak için kapida dururdum...
    Onu yine yolda gördüm
    Bana göz kirpti
    Yanimdan geçerken onu cagirdim
    Acelem var KÜÇÜGÜM dedi
    Bana aramizdaki yas farkini hatirlatmisti
    Eve gidip aglamistim.
    Karar verdim ona askimi ilan edecektim
    Yolunu gözledim
    Bir gün onu gelirken gördüm
    Pesine düstüm o eve girdi
    Biraz bekleyip kapiyi çaldim
    Açtı ne var KÜÇÜGÜM dedi
    SENI SEVIYORUM dedim
    Gülümsedi
    EE dedi
    Ne eededim konusmadi
    Kosarak disari çiktim
    Bir ay boyunca evden çikmadim
    Bir gün kizlarla konusurken
    Ambulans geldi onun evine girdi
    Sedyeyle  onu disari çikardilar
    Önümüzden geçerken
    Bende seni KÜÇÜGÜM dedi ve gözlerini yumdu.
    Kipkirmizi oldum herkes bana bakiyordu
    Aglayarak kosmaya basladim
    Aksama kadar sokakta gezdim
    Gözyaslarim durmadan akiyordu
    Sonra eve geldim
    Annemler ondan bahsediyorlardi
    Sevdigi bir kiz varmis
    Ailesi evlenmesine izin vermeyince
    Kiz evden kaçmis
    Sokak serserileri onu öldürmüs
    Eve getirdigi kizlar evi olmayan kizlarmis
    Kimi sevdiyse ölmüs
    Çok sevip aci çekmis
    Intihar edip hastaneyi aramis
    Polisler evin duvarinda KÜÇÜGÜM yazisini bulmus
    KÜÇÜGÜM sende ölme yaziyormus, ve hemen altında;
    Bende seni sevdim
    Sevdiklerim gibi sende ölme diye ben öldüm KÜÇÜGÜM

    SİZ İZMİRLİ MİSİNİZ?

    Eger Kordon dendiginde akliniza elektrikli ev aletlerinin disinda
    bir yer ismi geliyorsa ;

    Korfez kokusu nedir biliyorsaniz ;

    Hilton'un yapildigi tarihi hatirlayabiliyorsaniz ;

    Fame City' de deliler gibi eglenip (yasiniza bakmadan) ciktiginizda
    "vay be, bizim de bir gokdelenimiz var" dediyseniz;

    "TAM 35" ve "35 BUCUK" kavramlari size birsey ifade ediyorsa ;

    "Gevrek", "Cigdem", "Domat", "Nohut" gibi kavramlari kullaniyorsaniz ;

    "Boyoz" kelimesi size biseyler hatirlatiyorsa;

    Arapsaci, turpotu, dalagan, istifno, ebegumeci denizborulcesi...........
    nedir biliyorsaniz ;

    Konusurken arada bir diliniz, siz istemeseniz de "geliyom, gidiyom, gelcen,
    yapcan, etcen"
    seklinde surcebiliyorsa ; (Bakiniz Funda Hanim; Izmir'li oldugumuz için böle
    konusuyoz  )

    Hidirellez denince sokaklarda yakilan atesler akliniza geliyorsa
    (Izmir disindaki sehirlerin belli basli alanlari disinda ates yakilmazmis;
    halbuki Izmir'de sokaklarda ates yakilir)

    Behcet Uz'un kim oldugunu biliyorsaniz ;

    Attila Ilhan, Can Yucel, Sezen Aksu isimlerini duydugunuzda soyle bi
    kabariyorsaniz ;

    Simdiye kadar kac kisinin "korfezi temizleyecegim" dedigini
    hatirlayabiliyorsaniz ;

    Simdiye kadar bir kere bile olsa Sevinc'in onunde bulustuysaniz veya
    Sevinc'te "kup" yediyseniz ;

    Universite denince akliniza iki tane, ozel okul (kolej) denince de sayili
    isim geliyorsa ;

    Sicakkanliysaniz ;

    Parasut kulesinden atladiysaniz ya da atlayan tanidiklariniz varsa ;

    Fuar'daki golde kugulara bindiyseniz ;

    Her sene Agustos'un sonunda fuara giderek " bir kac unlu gorsek bari"
    diyorsaniz ;

    Hicbir zaman bir yere gec kalma korkusu yasamadiysaniz ;

    Her yil 9 Eylul'de Turk Yildizlari'ni canli izliyorsaniz;

    Hayatinizin onemli bir bolumu belediye otobuslerinde geciyorsa;

    Nisan - ekim aylari arasinda haftasonlarini Guzelbahce, Urla, Seferihisar,
    Cesme, Inciralti, Sahilevleri,
    Mordogan, Karaburun, Gumuldur, Kusadasi, Dikili, Foca vb.'de geciriyorsaniz;

    Cocukken Kemaralti'nda kaybolduysaniz; (Ben iki yasimdayken kaybolmustum FPRIVATE "TYPE=PICT;ALT=:)" )

    Babaniz "biz cocukken Konak'ta denize girerdik" hikayeleri anlatiyorsa;

    Baska bir sehirdeyken insanlarin giyimleri ve davranislari size ters
    geliyorsa;

    Etrafinizda sortlu, mini etekli, askili giysili kizlar ve sortlu, kupeli
    erkekler gormek dikkatinizi cekmiyorsa;

    Kordon'un eski halini hatirliyorsaniz;

    Saat Kulesi'nin deniz kenarinda oldugu zamani hatirliyorsaniz;

    Pizzaniza ketcap ve/veya mayonez dokuyorsaniz;

    Bir kere bile YKM'nin onunde bulusup sinemaya gittiyseniz;

    En az bir yabanci dil biliyorsaniz ve gunluk hayatinizda turistlere
    alisiksaniz;


    Kampus denilince akliniza sadece Ege Universitesi'nin kampusu geliyorsa;

    Cuzdaninizda en az bir tane Kentkart varsa;

    Cevrenizde birilerinin Karsiyaka ve Izmir'in geri kalanini karsilastirdigini
    duyunca kulak kabartiyor ve hatta itiraz ediyorsaniz;

    Izmir'in cevresindeki yazlik beldelerde biyikli, gobekli Ankarali ve
    Istanbullulari gormek sizi rahatsiz ediyorsa;

    Mahsun Kirmizigul ile Alisan'i ayirt edemiyorsaniz;

    En son gittiginiz milli macin tarihini hatirlamiyorsaniz;

    Basketbolu futboldan daha cok seviyorsaniz;

    Yaya gecidi kavramindan habersizseniz;

    Kusadasi'na ADA diyorsaniz;

    Ugrak ve Bahane'nin yerini biliyorsaniz;

    Izmir'de sadece iki McDonald's olan zamanlari hatirliyorsaniz;

    Montro ve Lozan, size Avrupa sehirlerini hatirlatmiyorsa;

    Toplumsal sevinclerde ve kutlamalarda akliniza gidilecek sadece tek bir
    bulusma yeri geliyorsa;

    Otobuste size biletini ya da kentkartini veren kisi karsiliginda para
    almamakta israr ediyorsa;

    Her yil okulun ilk haftasi elinizde listeyle Sevgi Yolu'na gidiyorsaniz;

    Yolda biriyle carpisinca digerinin hatasi olmasina ragmen refleks olarak
    gulumseyip ozur diliyorsaniz;

    Trafikte 34 plakali suruculerden sikayetciyseniz;

    Yengen deyince akliniza yiyecek bir seyler geliyorsa;

    Konak Meydani'nda vapura giden yoldaki cesmeden bir kez bile su icmisseniz;


    Kordon'da gunesin batisini izlemenin bir ayricalik oldugunu dusunuyorsaniz;

    "Okulu asmak" ya da "okulu kirmak" yerine "okulu ekmek" diyorsaniz;

    Fuar denilince akliniza lunapark geliyorsa;

    Size dogru yaklasan bir kamera ile mikrofon gorunce hizli adimlarla yolunuzu
    degistiriyorsaniz;

    Evinize en fazla 100 m uzaklikta bir Tansas magazasi varsa;

    Baska bir sehre gittiginizde orada yasayanlara aciyorsaniz;

    Goztepe, Cankaya, Bahcelievler isimlerinin sadece Izmir'de kullanildigini
    saniyorsaniz;

    Uzaktayken "Aahh simdi Izmir'de olsaydim..." diyorsaniz;


    Siz İzmir lisiniz demektir...